Mitler ve gerçekler: Bilinenin ötesinde
Beslenmede doğru bilinen yanlışları bölüm bölüm dizdim; her birinin altında doğrusu duruyor.
Bu kelimeyle bir mit bulamadım. Başka bir kelime deneyebilir ya da konu dizinine bakabilirsiniz.
Konu dizinine gitBesinler ve İçecekler
18 mit1–18
Et, balık, yumurta, süt, çay ve kahve hakkında söylenenler.

-
Denir ki: Her gün yumurta tüketimi kalp-damar hastalığı riskini artırır.
Doğrusu: Bilimsel veriler sağlıklı bireylerde her gün bir yumurta tüketiminin kalp damar hastalığı riskini artırmadığını; tersine kalp-damar hastalıklarından korunmaya katkı sağladığını kanıtlamıştır.
-
Denir ki: Kahverengi ve beyaz kabuklu yumurtaların besin değerleri birbirinden farklıdır.
Doğrusu: Yumurta kabuğunun rengi, tavuğun cinsine bağlı olup besin değeri ve yumurta kalitesini etkilememektedir. Yani beyaz ve kahverengi yumurta arasında besin değeri açısından fark yoktur.
-
Denir ki: Siyah çay ve kahve tüketmek kansızlık yapar.
Doğrusu: Siyah çay ve kahve yalnızca baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler vb. hem olmayan demir kaynakları ile birlikte tüketildiğinde kansızlık riskini artırır. Çay ve kahveyi öğün aralarında sınırlı miktarda tüketmek anemi riskini en aza indirir.
-
Denir ki: Hindi eti, tavuk etinden daha besleyicidir.
Doğrusu: Tavuk ve hindi etinin besin bileşimi oldukça benzerdir. Tavuk da, hindi gibi bireyler tarafından güvenle tercih edilebilecek sağlıklı bir seçenektir.
-
Denir ki: Vücut ağırlığını korumak için tavuğun sadece göğüs eti tercih edilmelidir.
Doğrusu: Tavuğun kalça/but eti, göğüs etine kıyasla çok daha yüksek miktarda vitamin mineral içermektedir. Yeterli porsiyonda ve sağlıklı pişirme yöntemleri ile pişirilmiş tavuk but/kalça eti tüketmek de doğru bir tercihtir.
-
Denir ki: Tavuk üretiminde hormon, antibiyotikler ve GDO kullanılır.
Doğrusu: Etlik tavuk üretiminde hormon ve hastalık durumu dışında antibiyotik kullanılmamaktadır. Etlik tavuklarda GDO, hormon ve antibiyotik kalıntısı olup olmadığı Ulusal Kalıntı İzleme Programı kapsamında test edilmekte ve denetlenmektedir.
-
Denir ki: Taze balıkların besin değeri dondurulmuş balıklardan yüksektir.
Doğrusu: Dondurulmuş ve taze balıkların besin değeri arasında önemli fark yoktur. Donmuş balıkları tüketmek de güvenli ve sağlıklıdır.
-
Denir ki: Deniz balıklarının besin değeri çiftlik/kültür balıklarından yüksektir.
Doğrusu: Çiftlik balıkları, deniz balıklarından daha yüksek omega-3 ve omega-6 yağ asidi içermektedir ve ağır metal içeriği açısından aralarında farklılık yoktur. Çiftlik balıkları da güvenle tüketilebilecek seçeneklerdir.
-
Denir ki: Balıkla birlikte süt ürünlerinin tüketilmesi sakıncalıdır.
Doğrusu: Taze balık ve süt ürünlerinin birlikte tüketilmesinde hiçbir sakınca olmayıp sağlığa zararlı etkisi yoktur.
-
Denir ki: Evde mayalanan yoğurt daha sağlıklıdır.
Doğrusu: Sütün üreticiden toplanmasından, yoğurt yapımına kadar her aşaması Türk Gıda Kodeksi Süt Ürünleri Tebliği’ne göre gerçekleşmektedir. Dolayısıyla, endüstriyel yoğurtların besin değeri ve kalitesi yönünden bir risk bulunmamaktadır.
-
Denir ki: Çiğ süt, UHT ve pastörize sütlerden daha sağlıklıdır.
Doğrusu: Çiğ süt, pastörize ve UHT sütten daha besleyici ve sağlıklı değildir; aksine çiğ süt zararlı mikroorganizma yüküyle pek çok sağlık sorununa neden olabilmektedir.
-
Denir ki: Laktozsuz süt daha sağlıklıdır.
Doğrusu: Besin değeri açısından laktozsuz süt ve diğer içme sütleri arasında laktoz içerikleri dışında hiçbir fark yoktur. Laktozsuz süt diğer içme sütlerinden daha sağlıklı ve besleyici değildir.
-
Denir ki: Soğan ve sarımsak tüketimi kanseri önler.
Doğrusu: Kanser pek çok faktöre bağlı gelişen bir hastalıktır. Tek başına düzenli sarımsak ve soğan tüketmek kanser gelişimini önlemez.
-
Denir ki: Sarımsak, ilaca gerek olmadan tansiyonu düşürür.
Doğrusu: Sarımsak, tansiyonun anlık düşürülmesinde etkilidir; ancak tansiyonu her durumda kalıcı olarak düşürememektedir. Dolayısıyla hipertansiyon tedavisinde sarımsak ilaç yerine kullanılabilecek bir alternatif değildir.
-
Denir ki: Kaya tuzu, deniz tuzu ve himalaya tuzu sağlıklıdır.
Doğrusu: Aşırı tuz tüketimi birçok hastalığa zemin hazırlamaktadır.
-
Denir ki: Meyve suları şeker içermez.
Doğrusu: Her içecek %100 meyveden oluşmaz, içeriklerinde belirli miktarlarda şeker vardır.
-
Denir ki: Çay ve kahve su yerine geçebilir, sıvı gereksinimini karşılayabilir.
Doğrusu: Kafein içeren kahve, çay ve diğer içecekler sıvı ihtiyacına katkıda bulunsa da uygun su kaynakları olarak sayılmaz.
-
Denir ki: Soda ve maden suyu aynıdır.
Doğrusu: Maden suyu; içeriğindeki minerallerle sodadan farklı bir içeriğe sahiptir.
Etiketler, Katkılar ve Takviyeler
11 mit19–29
Ambalajın üzerinde yazanlar, katkı maddeleri ve besin destekleri.
-
Denir ki: E kodlu paketli besinler sağlığa zararlıdır.
Doğrusu: Aksine, E-kodu güvenilirliğin bir göstergesidir.
-
Denir ki: Etiketinde “Sıfır trans yağ/Trans yağ içermez” ifadesi yer alan ürünler hiç yağ içermez ve daha sağlıklıdır.
Doğrusu: Bu ürünlerin 1 porsiyonunda 0,5 gramdan az trans yağ bulunmaktadır. Bu nedenle porsiyon kontrolüne dikkat edilmelidir.
-
Denir ki: Etiketinde “şekersiz” ifadesi yer alan ürünler hiç şeker içermez.
Doğrusu: Ambalajlı ürünlerde, alışılmış şeker tadını sağlamak için farklı şeker türleri, şurup veya karbonhidrat türevleri kullanılabilmektedir.
-
Denir ki: Gıda katkı maddeleri besinlere yalnızca ticari nedenlerle eklenen maddelerdir.
Doğrusu: Gıda katkı maddeleri, besinlere besin güvenliğini, besinlerin uzun süre saklanabilmesini sağlamak, besin değerini korumak, tat, doku ve görünümü korumak/iyileştirmek amacıyla eklenmektedir.
-
Denir ki: Paketli yoğurt sağlığa zararlıdır.
Doğrusu: Paketli yoğurt güvenle tüketilebilir.
-
Denir ki: Gıda katkı maddeleri yönetmelikle kontrol edildiğinden sağlık üzerine olumsuz etkileri yoktur.
Doğrusu: Fazla miktarda paketli besin tüketilmesiyle gıda katkı maddeleri önerilen dozlardan daha fazla vücuda alınabilir ve bağırsak mikrobiyotasında bozulma, alerji riski ve çeşitli kanser türlerine yakalanma riskinde artışa neden olabilir.
-
Denir ki: Her zaman yiyeceklerin az yağlı veya yağsız çeşitleri seçilmelidir.
Doğrusu: Sadece yağ değil; besinlerin besin ögesi ve şeker içerikleri de değerlendirilmelidir.
-
Denir ki: Diyet ürünler ve diyabetik ürünlerin içeriği aynıdır.
Doğrusu: İçerik ve kullanım amacı olarak birbirinden farklı ürünlerdir, etiket okumak önemlidir.
-
Denir ki: Kemik sağlığı için kalsiyum takviyeleri gereklidir.
Doğrusu: Kalsiyum takviyesi tek başına yeterli olmamakla birlikte, yeterli dengeli beslenme ile kalsiyum kaynaklarının tüketilmesi suplementasyondan daha önemlidir.
-
Denir ki: Besin desteklerinin ilaçlarla birlikte alınmasında herhangi bir sakınca yoktur.
Doğrusu: Besin desteklerinin, ilaçların etkinliğini azaltabileceği, artırabileceği veya çeşitli yan etkiler oluşturabileceği belirtilmektedir.
-
Denir ki: Besin desteklerinin içindeki vitamin veya mineraller toksik etki göstermez.
Doğrusu: Vitamin takviyeleri birçok kişi tarafından günlük olarak güvenli bir şekilde tüketildiği düşünülse de, çok yüksek dozlar alındığında çeşitli sağlık risklerinin oluşmasına neden olabilmektedir.
Mutfakta Besin Güvenliği
4 mit30–33
Saklama, soğutma ve küf: mutfakta güvenli olan ne?

-
Denir ki: Küflü salçanın küfü alındıktan sonra tüketilebilir.
Doğrusu: Küflenmiş salçanın tamamı tüketilmeden imha edilmelidir.
-
Denir ki: Elektrik kesintisi yaşanıp elektrik geldikten sonra buzdolabındaki besinler güvenle tüketilebilir.
Doğrusu: Elektrik kesintisi durumunda süre-sıcaklık takibinin yapılması gerekir.
-
Denir ki: Buzluktaki besinler depolama süresinden bağımsız olarak istenildiği zaman tüketilebilir.
Doğrusu: Buzluktaki besinlerin de depolama ömürleri vardır.
-
Denir ki: Pişirilen yemek arttığında buzdolabına kaldırılmadan önce tezgâhta soğumaya bırakılmalıdır.
Doğrusu: Yemek, tezgâhta en fazla 2 saat kalabilir. Soğuduktan sonra buzdolabına alınmalıdır.
Diyet Akımları ve Temel Beslenme
9 mit34–42
Detoks, aralıklı beslenme, glutensiz düzen ve öğün alışkanlıkları.
-
Denir ki: Detoks içecekler, vücudun toksinlerden arınmasına yardımcı olur ve ağırlık kaybını kolaylaştırır.
Doğrusu: Bu tür diyetlerin veya içeceklerin önerilmesine dair hiçbir kanıt yoktur.
-
Denir ki: Detoks diyetlerle sebze ve meyvelerin bolca tüketilmesi vitamin, mineral, antioksidanlar ve posa alımını artırarak sizi sağlıklı beslenmenin nirvanasına ulaştırır.
Doğrusu: Tek başına meyve veya sebze “mucize” sağlayamaz. Önemli olan diğer besin grupları ile birlikte yeterli ve dengeli diyetin sağlanmasıdır.
-
Denir ki: Detoks diyetler, daha sağlıklı ve iyi hissetmenize neden olur.
Doğrusu: Detoks diyetlerin sağlık üzerine olumlu özelliklerinden çok olumsuz özelliklerinden bahsetmek daha mümkündür.
-
Denir ki: Glutensiz beslenme, tüm sağlıklı bireyler için uygundur.
Doğrusu: Glutensiz beslenme, sadece çölyak hastalığı ve gluten enteropatisinde uygulanmalıdır.
-
Denir ki: Öğün atlamak daha sağlıklı olmamızı sağlar.
Doğrusu: Öğün atlamak sağlıklı bir beslenme alışkanlığı değildir.
-
Denir ki: Beslenme açlık duygusunu bastırmak, karın doyurmak ya da canının çektiği şeyleri yiyip içmektir.
Doğrusu: Beslenme vücudun gereksinimi olan besin ögelerini yeterli miktarlarda ve uygun zamanda besinler yoluyla karşılamaktır.
-
Denir ki: Sağlıklı beslenmek için bol bol sebze ve meyve tüketmek yeterlidir.
Doğrusu: Sağlıklı beslenmek için besin gruplarının her birinden ayrı ayrı önerilen miktarlar kadar tüketmek gerekmektedir.
-
Denir ki: Her öğünde tek bir besin grubundan besin tüketilmelidir.
Doğrusu: Her öğünde her besin grubundan bir besin seçilerek tüketilmelidir.
-
Denir ki: Aralıklı beslenme vücut ağırlık kaybında en etkili yöntemdir.
Doğrusu: Henüz araştırma aşamasında olan aralıklı beslenme uygulamaları yaşam boyu uygulanamayacağı için en etkili yöntem olarak nitelendirilemez. Bu konuda daha fazla çalışmaya ihtiyaç bulunmaktadır.
Kilo Yönetimi
14 mit43–56
Kalori hesabı, metabolizma ve kilo vermenin tek yolu sanılanlar.
-
Denir ki: Vücut ağırlık kazanımından sadece karbonhidratlar sorumludur.
Doğrusu: Tüm makro besin öğelerinin aşırı miktarda alınması vücut ağırlık kazanımına neden olabilir.
-
Denir ki: Vücut ağırlığı kaybında önemli olan tek etken “enerji alımı ve harcaması” arasındaki dengedir.
Doğrusu: Vücut ağırlığı kaybında etkenlerden sadece birisi “enerji dengesi”dir.
-
Denir ki: Vücut ağırlık kaybı söz konusu olduğunda önemli olan tek şey “alınan enerjinin, harcanan enerjiden daha az olması” gerektiğidir.
Doğrusu: Sadece enerji alımına odaklanmak, günlük enerji alımını azaltırken bunu sağlıksız besinleri seçerek yapmak sağlıklı ağırlık kaybını sağlamada mümkün değildir.
-
Denir ki: Makro besin öğelerinin diyetteki miktarları diyet kalitesinden daha önemlidir.
Doğrusu: Makro besin öğelerinin miktarı ile birlikte türleri de diyette önemlidir.
-
Denir ki: Bazal metabolizma hızı sabittir, değiştirilemez.
Doğrusu: Bazal metabolizma hızı birçok faktörden etkilenmektedir ve artması/azalması mümkündür.
-
Denir ki: Zayıflama diyetlerinde tatlandırıcı kullanılmalıdır.
Doğrusu: Zayıflama diyetlerinde diyetisyen önerisiyle enerjinin %5-10’u kadar basit karbonhidrat alınabilir, tatlandırıcıların önerilmedikçe kullanılmasına gerek yoktur.
-
Denir ki: Çok düşük enerjili diyetler zayıflamanın en etkili yoludur.
Doğrusu: Kısa dönemde kolay bir yol olabilmekle birlikte uzun vadede uygun olmayan bir diyet yaklaşımıdır.
-
Denir ki: Çok düşük enerjili diyetler veya düşük enerjili diyetler ağırlık kaybının en iyi ve güvenli yoludur.
Doğrusu: Bu tür diyetler kısa dönemde ağırlık kaybı sağlasa da, uzun dönemdeki etkileri net değildir. Güvenirlikleri ile ilgili sorunlar mevcuttur.
-
Denir ki: Düşük enerjili beslenmek daha sağlıklıdır.
Doğrusu: Çok düşük enerjili diyetlerin de bazal metabolizma hızını düşürdüğü ve obezite gibi sağlık sorunlarına zemin hazırladığı bilinmektedir.
-
Denir ki: Vücut ağırlığı kaybını sağlamada en etkili yöntem fiziksel aktivitenin artırılmasıdır.
Doğrusu: Fiziksel aktivite için harcanan enerji toplam enerji harcamasının %15-30’udur. Beslenme ve davranış değişikliği tedavisiyle birlikte uygulanmalıdır.
-
Denir ki: Çok düşük/düşük enerjili diyetler, ağırlık kaybına neden olarak sağlığı iyileştirir veya geliştirir.
Doğrusu: Çok düşük veya düşük enerjili diyetleri uygulayarak bilinçsiz ağırlık kaybının sağlanması kısa ve uzun dönemde sağlık üzerinde olumsuz etkilere neden olabilir.
-
Denir ki: Yaşlandıkça vücut ağırlık kazanımı kaçınılmazdır.
Doğrusu: Yaşlanan bireylerde yeterli ve dengeli beslenme sağlanarak vücut ağırlık kazanımı istenilen düzeyde tutulabilir.
-
Denir ki: Bariyatrik cerrahi, tüm obez bireylere uygulanabilir ve obezitenin kesin tedavi şeklidir.
Doğrusu: Bariyatrik cerrahi de kendi içinde kuralları olan bir tedavi yaklaşımıdır. Obezitenin kesin çözümü gibi sunulması doğru olmayabilir.
-
Denir ki: Yaşlılık, malnütrisyon, kalp damar hastalıkları ya da böbrek yetmezliği gibi bazı durumlarda, “fazla kilolu ve obez olmak” sağkalım süresini uzatmaktadır: OBEZİTE PARADOKSU.
Doğrusu: Vücut ağırlık kazanımının istenilen şekilde olması diğer hastalıkların gelişimine karşı koruyucu olmakta, yaşam kalitesinin artmasına ve sağ kalım süresine etki edebilmektedir. Ancak aşırı yağ kütlesi artışı bu durumu sağlamaz.
Hastalıklarda Beslenme
18 mit57–74
Diyabet, kalp-damar, böbrek, tiroid ve sindirim hastalıklarında beslenme.

-
Denir ki: Diyabet hastalarının ekmek, patates, pirinç pilavı veya makarna tüketmesi yasaktır.
Doğrusu: Karbonhidrat alımında glisemik indeks ve glisemik yük değerlerine bakılarak önerilen ölçüde beyaz ekmek ve türevleri tüketilebilir.
-
Denir ki: Diyabet hastaları mutlaka 6 öğün beslenmelidir.
Doğrusu: Diyabetin türü, prognozu ve uygulanan tıbbi tedaviye göre öğün sayısı bireysel olarak ayarlanmalıdır.
-
Denir ki: Diyabet hastaları, basit karbonhidrat içeren besinleri tüketmemelidir.
Doğrusu: Diyabet hastaları diyetisyen önerisiyle enerji gereksiniminin %5’ini geçmeyecek şekilde basit karbonhidrat alabilir.
-
Denir ki: Diyabet hastalarının egzersiz yapması sakıncalıdır.
Doğrusu: Kan glukoz seviyesi kontrolü yapıldıktan sonra hekim önerisi doğrultusunda diyabet hastalarına egzersiz önerilmektedir.
-
Denir ki: Kardiyovasküler hastalıklar sadece erkeklerde görülür.
Doğrusu: Kardiyovasküler hastalıklar, hem erkeklerde hem de kadınlarda yaşla birlikte çarpıcı biçimde artan bir hastalık grubudur. Yaş artışı, her iki cinsiyette de kardiyovasküler hastalıkların gelişimi için tek başına bir etkendir.
-
Denir ki: Kardiyovasküler hastalıklardan korunmak için hipertansiyon tedavisine odaklanmak yeterlidir.
Doğrusu: Kardiyovasküler hastalıklardan korunmak için çevresel faktörlerin iyileştirilmesi ve yaşam kalitesinin artırılması gereklidir.
-
Denir ki: Kardiyovasküler hastalıklardan korunmada, kan HDL Kolesterol düzeyinin çok yüksek olması gerekir.
Doğrusu: Kardiyovasküler hastalıklardan korunmada HDL-K için üst sınır toplam kolesterol düzeyine göre ayarlanır.
-
Denir ki: Kardiyovasküler hastalığı olan bireylerde yumurta tüketimi sakıncalıdır.
Doğrusu: Kardiyovasküler hastalığı olan bireyler öneriler doğrultusunda yumurta tüketebilir.
-
Denir ki: Böbrek hastalığı olan bireyler proteinsiz beslenmelidir.
Doğrusu: Böbrek hastalığının türüne ve prognozuna göre protein gereksinimi değişmektedir.
-
Denir ki: Tiroid hastalıklarının tamamında iyottan zengin diyet uygulanmalıdır.
Doğrusu: Tiroid hastalıklarından sadece hipotiroidizm durumunda bu ilke doğrudur. Tiroid hastalıkları çeşitlidir ve farklı beslenme tedavisi uygulamaları vardır.
-
Denir ki: Tüm böbrek hastaları, potasyum ve fosfordan sınırlı beslenmelidir.
Doğrusu: Kan potasyum ve fosfor seviyeleri yüksek olan böbrek hastalarında diyette sınırlama yapılmalıdır.
-
Denir ki: İnflamatuvar bağırsak hastalığı olan bireyler süt tüketmemelidir.
Doğrusu: İnflamatuvar bağırsak hastalığının tedavisi diğer gastrointestinal sistem hastalıkları gibi bireyseldir. İnflamatuvar bağırsak hastalığı olan bireyde semptom oluşturmuyorsa süt tüketilebilir.
-
Denir ki: Tüm besinler alerjik etki gösterebilir.
Doğrusu: Besin alerjilerinin %90’ı süt, yumurta, balık, kabuklu deniz ürünleri, buğday, soya, yer fıstığı, ceviz, badem, fındık gibi yağlı tohumlara karşı gelişir.
-
Denir ki: Enteral beslenme, gastrointestinal semptomlara neden olmaktadır.
Doğrusu: Enteral ürünün kullanım şekli önemlidir. Doğru kullanımı semptomlara neden olmaz.
-
Denir ki: Yeme davranış bozuklukları sadece kadınlarda görülür.
Doğrusu: Yeme davranış bozuklukları her iki cinsiyette de görülen hastalıklar arasındadır.
-
Denir ki: Konstipasyonun tek nedeni yetersiz su tüketimidir.
Doğrusu: Konstipasyon oluşumunda çevresel, fizyolojik ve anatomik birçok etken vardır.
-
Denir ki: Tıkınırcasına yeme bozukluğu, “aşırı yeme” ile aynı anlama gelmektedir.
Doğrusu: Tıkınırcasına yeme bozukluğu tanımı için kriterler varken, “aşırı yeme” tek seferde sevilen bir besinin fazla tüketilmesidir.
-
Denir ki: Alkol alımı, COVID-19 virüsünden korur ve tedavi edicidir.
Doğrusu: COVID-19’dan korunmada en etkili yol “sosyal mesafe, maske ve hijyen” kurallarına uyulmasıdır.
Bağırsak Mikrobiyotası
11 mit75–85
Bağırsaktaki yaşamı neyin etkilediği üzerine.

-
Denir ki: Mikrobiyota sadece beslenmeden etkilenir.
Doğrusu: Mikrobiyotayı etkileyen faktörler arasında beslenme, genetik, yaş, doğum şekli, ilaçlar, stres, kronik hastalıklar, yaşam tarzı gibi birçok faktör yer alır.
-
Denir ki: Sezaryen ve normal doğum şekli bebeğin mikrobiyotasını etkilemez.
Doğrusu: Bebeğin mikrobiyotası doğum şeklinden etkilenmektedir.
-
Denir ki: Anne sütü veya formülaların (mama) mikrobiyota gelişimine etkisi yoktur.
Doğrusu: Anne sütü veya formülalar mikrobiyota gelişimini etkilemektedir.
-
Denir ki: Bağırsak mikrobiyotası sadece kolon sağlığı ile ilişkilidir.
Doğrusu: Bağırsak mikrobiyotası sadece kolon sağlığını etkilemez.
-
Denir ki: Bağırsak enfeksiyonları mikrobiyotadaki bakteriyel çeşitliliği etkilemez.
Doğrusu: Bağırsak enfeksiyonları mikrobiyotadaki bakteriyel çeşitliliği etkiler.
-
Denir ki: Hastalık için dahi olsa mikrobiyotayı korumak adına ilaç kullanılmamalıdır.
Doğrusu: Hastalık durumunda hekim tarafından önerilen ilaç mutlaka kullanılmalıdır.
-
Denir ki: Obez ve zayıf bireylerin mikrobiyotaları benzer özelliklere sahiptir.
Doğrusu: Obez ve zayıf bireylerin mikrobiyotaları farklı özelliklere sahiptir.
-
Denir ki: Bariyatrik cerrahi mikrobiyotayı etkilemez.
Doğrusu: Bariyatrik cerrahi mikrobiyotayı etkiler.
-
Denir ki: Kanser tanısı alan bireylerin mikrobiyotasında değişiklik gözlemlenmez.
Doğrusu: Kanser gelişimi ile mikrobiyotada farklı değişiklikler olduğu gösterilmiştir.
-
Denir ki: Kolon kanseri tanısı öncesi ve sonrası bireylerin mikrobiyotasında değişiklik gözlemlenmez.
Doğrusu: Kolon kanseri gelişimi ile mikrobiyotada farklı değişiklikler olduğu gösterilmiştir.
-
Denir ki: İrritabl bağırsak sendromu (İBS) tanısı alan bireylerin mikrobiyotası sağlıklı bireylerden farklı değildir.
Doğrusu: Sağlıklı bireylerin ve İBS tanısı alan bireylerin mikrobiyotalarında bakteriyel çeşitlilik ve miktar açısından farklılıklar olduğu gösterilmiştir.
Gebelik, Bebek ve Çocuk
18 mit86–103
Gebelikten ergenliğe: anne sütü, ek besin ve çocuk sofrası.

-
Denir ki: Annenin ilk salgıladığı süt (kolostrum) bebek için zararlıdır.
Doğrusu: Kolostrum sağladığı yararlar açısından bebeğin ilk aşısı olarak görülmektedir.
-
Denir ki: Gebelikte hiç balık tüketilmemelidir.
Doğrusu: Gebelikte düşük cıva içeren balıklardan haftada 220-340 gram tüketilmesi güvenlidir ve fetal büyüme-gelişmeye yardımcı olmaktadır.
-
Denir ki: Bebekte tat duyusunun oluşumu bebek doğduktan sonra başlar; bebeğin besin seçimi, gebenin tercihlerinden etkilenmez.
Doğrusu: Anne karnından itibaren algılanan her tat duyu/algı hafızasına kaydedilerek daha sonraki dönemde besin seçimimizi etkilemektedir.
-
Denir ki: Anne hasta ise bebeğini emzirmemelidir.
Doğrusu: Annenin emzirmesine engel olan birkaç durum vardır. Bunlar dışında emzirmenin sonlandırılması önerilmemektedir.
-
Denir ki: Bebeğin ağlaması anne sütünün yetmediğini, bebeğin doymadığını gösterir.
Doğrusu: Bebeğin yeterli anne sütü alıp alamadığını değerlendirmek için ağırlık kazanımı değerlendirilmelidir.
-
Denir ki: Tatlı besinler anne sütünü artırır.
Doğrusu: Annenin yeterli ve dengeli beslenmesi, sıvı tüketiminin artması ve bebeğini etkili emzirmesi anne sütünü artıran en önemli faktörlerdir.
-
Denir ki: Bebekler ikişer saat aralıkla beslenmelidir.
Doğrusu: Bebekler sabit zaman aralıkları ile değil bebek istedikçe emzirilmelidir.
-
Denir ki: Bebeğin gelişimi için bebek formülleri, anne sütünden daha yararlıdır.
Doğrusu: Yeni doğan bir bebek için en uygun besin anne sütüdür.
-
Denir ki: Bebeğin farklı tatlara kolay alışması için 6 aydan önce ek besin verilmesi gereklidir.
Doğrusu: Tamamlayıcı beslenmeye erken başlamak bazı sorunlara neden olabilir.
-
Denir ki: Bebeklere öğünleri blenderize edilerek verilmelidir.
Doğrusu: Pütürlü, çatalla ezilmiş besinler ayına uygun olarak verilmeli; sadece blenderize besin sunulması doğru değildir.
-
Denir ki: Bebeğin bir yaşına kadar anne sütü alması yeterlidir.
Doğrusu: Bebeklerin ilk 6 ay sadece anne sütüyle ve 6. aydan sonra uygun ek beslenme ile beraber emzirmenin en az 2 yaşa kadar sürdürülmesi gerekmektedir.
-
Denir ki: Bebeklere ev yemeklerinin suyundan verilmesi yararlıdır.
Doğrusu: Yemeğin yalnız suyu değil, taneli kısımları da suyu ile ezilerek bebeğe verilmelidir.
-
Denir ki: Meyveli yoğurtlar, çocukların daha fazla meyve tüketmesinin sağlanmasında tercih edilebilir.
Doğrusu: Meyve tüketimini artırmak için hazır meyveli yoğurt yerine sade yoğurda yaban mersini, çilek, muz veya şeftali gibi meyveler eklenerek tüketilebilir.
-
Denir ki: Et ve kemik suyuyla hazırlanmış yemekler çocuklar için daha besleyicidir.
Doğrusu: Et ve kemik suyunun besleyici özelliği bulunmamakta ve sadece lezzet ögesi olarak kullanılabilir.
-
Denir ki: Çocuklar sabah kahvaltısını atlayabilir ve öğle ve akşam yemeğini daha çok yiyerek günlük besin ögesi gereksinimlerini karşılayabilir.
Doğrusu: Kahvaltı öğününün, çocuğun günlük enerji ve protein ihtiyacının sırasıyla 1/3 ve 1/4’ünü karşılaması beklenmektedir. Çocuklara her sabah düzenli olarak kahvaltı yapma alışkanlığı kazandırılmalıdır.
-
Denir ki: Çocuklarda aşırı şeker tüketimi “dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğuna” neden olur.
Doğrusu: Bilimsel çalışmalar çocuklarda şeker tüketiminin doğrudan dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna belirgin bir etkisi olduğunu göstermemektedir. Ancak, aşırı şeker tüketimi başta obezite olmak üzere birçok hastalığın oluşumuna zemin hazırlamaktadır.
-
Denir ki: Adölesanlarda “öğün atlarsam, zayıflarım” düşüncesi çok yaygındır.
Doğrusu: Öğün atlamak adölesanların bir sonraki öğünde daha aç hissederek daha fazla atıştırmalık/besin tüketmesine neden olur. Özellikle kahvaltı öğününü atlama durumu obeziteyle ilişkilendirilmiştir.
-
Denir ki: Adölesanlarda fast food tüketimi akne (sivilce) oluşumuna neden olur.
Doğrusu: Beslenmenin akne oluşumunda doğrudan etkisinin olmadığı; ancak akne gelişim şiddetiyle ilişkili olduğu belirtilmektedir.
Spor ve Egzersiz
8 mit104–111
Terlemek, protein tozu, enerji içecekleri ve performans.
-
Denir ki: Egzersiz sırasında ne kadar terlersen o kadar yağ yakarsın.
Doğrusu: Egzersiz sırasında daha fazla terlemek daha fazla sıvı kaybettiğimizin göstergesi olup vücutta kaybedilen vücut yağ kütlesiyle ilişkili değildir.
-
Denir ki: Sporcular ve egzersiz yapanların sedanter bireylerden farklı beslenmeleri gerekmektedir.
Doğrusu: Egzersiz yapan bireyler ve sporcuların yaptıkları spor ve egzersizin türüne, yoğunluğuna ve süresine göre ihtiyaçları olan enerji, sıvı ve besin ögesi miktarı artmaktadır. Fakat gereksinim duyulan besin ögesi çeşidi değişmemektedir.
-
Denir ki: Sporcular ve egzersiz yapan bireyler daha fazla protein alarak vücut kas kütlesini artırabilirler.
Doğrusu: Sporcularda ve düzenli egzersiz yapan bireylerde vücut kas kütlesini artıran iki etmen bulunmaktadır. Bunlar yoğun antrenman ve bireyin vücuduna yeterli miktarda enerji almasıdır.
-
Denir ki: Egzersiz sırasında vücutta daha fazla yağ yakabilmek için karnitin takviyesi almalıyız.
Doğrusu: Vücutta yağ asitlerinin verimli bir şekilde kullanımı için vücuda dışarıdan besinlerle veya supleman şeklinde karnitin alınmasına gerek yoktur.
-
Denir ki: Sporcular performanslarını artırmak için enerji içeceklerini tercih edebilir.
Doğrusu: Enerji içecekleri sporcuların performansını artırmamaktadır.
-
Denir ki: Sporcular kas kütlesini artırmak için mutlaka protein tozu kullanmalıdır.
Doğrusu: Kas kütlesi sadece fazla protein alımı ile değil yeterli protein alımı ve egzersiz ile birlikte oluşmaktadır.
-
Denir ki: Enerji içecekleri ile sporcu içecekleri aynıdır.
Doğrusu: İçeriği ve kullanım amaçları birbirinden farklıdır.
-
Denir ki: Egzersiz veya antrenman sonrası kafeinli veya alkollü içecek tüketmek bireyin su ihtiyacının giderilmesine yardımcı olur.
Doğrusu: Kafeinli ve alkollü içecekler bireylerin sıvı gereksinimini karşılamaz. Bireylerin daha fazla su kaybetmesine neden olmaktadır.
Dizin
94 başlıkA’dan Z’ye
Aklınızdaki kelimeyi bulun; yanındaki numara sizi doğrudan o mite götürür.
Sorarsınız: Peki ya benim durumum?
Bu sayfa hakkında
Genel çerçeve, kişisel plan değil
Buradaki yanıtlar beslenmeye dair yaygın inanışlara genel bir çerçeveden bakar; kişiye özel bir plan, görüşmede sağlık durumunuza ve gününüze bakılarak kurulur.
NotBeslenme tedavisi hekiminizin tedavisinin yerini tutmaz; onu destekler ve onunla uyumlu planlanır.
Görüşmeler randevu ile yapılmaktadır.
